Zamanı Pedallayan Adam: Aşkla Yapılan İş Hiç Yaşlandırır Mı?

.
Hiç devasa bir Boğaz Köprüsü’nün ortasında, altınızda iki tekerleğin olduğu anı yaşadınız mı?
Rüzgar yüzünüze vururken bisikletin dengesini korumak için adeta zaman durur.
Ben hissettim.
Bununla birlikte o anı bana yaşatan insanla tam 15 yıl sonra karşılaştım.
Hiç beklemediğim bir anda yeniden karşılaştım.
Yıllar su gibi akıp geçiyor.
Ancak bazı insanlar ve onların ruhundaki o ilk günkü heyecan hiç değişmiyor.
Hani derler ya, insan sevdiği işi yaparsa ömür boyu yaşlanmaz, çünkü tutkuyla çalışan kişiler her gün kendilerini genç ve dinç hissederler. Bu düşünce beni ayrıca düşündürür; bu inanç, yaşadığım bazı deneyimlerle pekiştirilmiş gibi görünüyor.
Geçenlerde bisiklet sürerken, bu sözün canlı kanıtı olan bir an yaşadım ve o kısa deneyim bana işime olan bağlılığın bedenimde nasıl belirgin etkiler yarattığını gösterdi. İşimi sevmek bana yalnızca anlam değil, günlük enerji de veriyor ve bu nedenle her yeni yolculuğunda bile motive kalabiliyorum.
Yaklaşık 15-20 yıl öncesine gidiyorum.
Sonuç olarak, çocukluğumdan kalma o tatlı hobiye geri dönmeye karar verip kendime bir bisiklet almıştım.
Ama o yılların İstanbul’unu az çok hatırlarsınız. İstanbul, devasa bir megakent kentti. Trafiği ayrı dertti. İnsanların bisiklete bakışı da ayrı dertti.
Yolda pedallarken oyuncakla yola çıkmış gibi bakan gözleri aşmak kolay değildi. Ayrıca bu durum sürüşü zorlaştırıyordu. Hal böyle olunca grup halinde hareket etmek daha mantıklı geliyordu. Sürüş hem emniyetli hem de keyifliydi.
Derken bir gün gözüme bir duyuru takıldı. Ayrıca Kıtalararası Bisiklet Turu duyurusu yapıldı.
Heyecandan kalbim güm güm atmaya başladı. Ayrıca hemen araştırmaya giriştim ve yolum Bisikletliler Derneği ile derneğin başkanı Murat Suyabatmaz’a düştü.
Her gün arabayla geçip gittiğimiz o koca Boğaz Köprüsü’nü bu sefer iki teker üzerinde bisikletle geçecektim, inanabiliyor musunuz?
Ayrıca, Murat Bey ve ekibi bunu yıllardır geleneksel olarak yapıyormuş ama milyonlarca İstanbullu gibi benim de haberim yokmuş.
O günü sabırsızlıkla bekledim.
Etkinlik günü geldiğinde polis ekipleri Boğaz Köprüsü’nü trafiğe kapattı.
Bununla birlikte, biz binlerce pedalsever, Avrupa’dan Anadolu’ya süzülerek geçtik.
Bisiklet sürerken rüzgar yüzüme vurdu.
Ayrıca, bu an hayatımın en unutulmaz anılarından biri olarak hafızama kazındı.
Eve döndüğümde hissettiğim mutluluğun tarifi imkansızdı.
Bununla birlikte hayat devam etti.
Evlilik, çocuklar ve iş-güç derken yaşam şartları beni bisikletten biraz uzaklaştırdı.
Aradan tam 15 yıl geçti.
Geçenlerde Visit Istanbul’da yürürken bir de baktım, tanıdık bir sima vardı.
Ayrıca, o Murat Suyabatmazdır.

.
Araya giren yıllara, ilerleyen yaşına rağmen karşımda 15 yıl önce gördüğüm o tutkulu adam duruyordu. Ayrıca, Bisiklet aşkından, davasından tek bir zerre bile kaybetmemişti.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na bisikletin bu şehir için önemini anlatıyordu. Ayrıca, ulaşım kültürünü onunla paylaşıp, bu yolculuğu sürdürülebilir kılmanın yollarını tartışıyordu. Bir ömrü bisiklete adamış. Bisikletliler Derneği Başkanı olarak senelerdir büyük emekle bu kültürü geliştirmeye çalışıyordu.
Onun için bu tutku günlük bir görevdir. Bu yüzden çalışmalarını sürdürür ve bisiklet kültürünü güçlendirmek için emek harcar. Ömrünü bu işe adayan biri olarak, görevini titizlikle yerine getirir.
Onu öyle izlerken bir kez daha anladım ki bir insan gerçekten sevdiği, inandığı ve aşık olduğu bir davanın peşinden gidiyorsa. Ayrıca, onu hiçbir engel yolundan döndüremiyor.
Yaş takvimde bir sayıdan ibaret kalıyor, ruh hep genç kalıyor.
Ayrıca İyi ki varsın Murat abi, emeklerine ve o bitmeyen enerjine sağlık!
